“Niye ağlıyorsun” dedi. Ilık, yumuşacık bir ses.. Oysa ağlamıyordum. Nasıl farketmişti ruhumdan
dökülen gözyaşlarını.. Kim olduğunu
görmek için başımı kaldırdığımda aydan yansıyan ışık gözlerimi kamaştırdı ve
ben önümde uzunca dikilen o silüeti seçemedim. “Kimsin sen?” sesim titreyerek
sorabildiğim tek soruydu.
Gökyüzünde daha önce görmediğim kadar çok yıldız dünyaya
inat parlıyordu. Ilık bir hava, parlak bir dolunay ve gecenin derin sessizliği
karanlığı kaplıyordu. Uyku tutmayan gözlerim birazcık huzur aramak için etrafa
bakınıyordu. Çatıya öylece oturmuş yıldızlara anlam yüklemeye çalışıyor ve
ruhumdaki sancıyı bastırmaya çalışıyordum.
“Niye ağlıyorsun” dedi.
Ayın gözlerimde yaptığı yansıma etkisiyle seçemediğim uzun silüet beni
ürkütmüştü. Kim olduğunu sorduğumda cevap vermemeyi seçmişti ve ayın önünde öylece
durmaya devam ediyordu.
“Ağlamıyorum” dediğimde ağlamıyordum. En azından görünürde
gözyaşı yoktu.
“Niye ağlıyorsun?” dedi. Yerimden hafifçe doğrulacaktım ki
korktuğumu anladığımı gösteren bir hamleyle ayın önünden çekildi ve arkama
doğru geçti. Yüzüne bakmaya korkuyor başımı bir türlü çeviremiyordum. Sırtını sırtıma
döndü ve arkamda oturdu. Ama sonra
biranda her şey değişti ve ruhum eskisi kadar sızlamadı. Tekrar sordum “Kimsin
sen?”
“Sadece neden ağladığını söylemeni istiyorum” dedi. Neden bu
kadar ısrarcı olduğunu anlamıyordum. Kim olduğunu bir kere daha sorsam bana
yine aynı cevabı vereceğinden emindim artık.
“Gözyaşı görüyor musun? Ağladığı mı da nereden çıkarıyorsun?”
sesim biraz yüksek çıkmıştı.
“daha önce 4. Kez sormamıştım ama buna mecburum lütfen 5. Kez
sormak zorunda bırakma ve söyle niçin ağlıyorsun?”
Sözlerini bitirir bitirmez büyük bir şaşkınlık ve
kızgınlıkla kim olduğunu görmek ve benimle dalga geçip geçmediğini anlamak için
arkamı döndüm…
Boşluktu.. Sonsuzluktu.. Işık süzmesi halinde bir anda
ortadan kayboluşunu gördüğümde tam olarak ruhumda hissettiğim yokluktu..
Devam edecek..
Devam edecek..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder