13 Aralık 2014 Cumartesi

Parlayan Kuyruklu Çocuk 1. kısım


Evet bazen günleri karıştırdığım doğrudur. Ne yani bu benim aptal olduğumu mu gösterir? Yaşadığım gerçeklerle rüyalarımı karıştırdığım da olur? Ha bir de çok fazla unuturum.. Yani bu benim gereksiz, nafile olduğumu mu gösterir?

Ya yetenekliysem.. Ya diğerlerinin yapamadığı ve asla sahip olamadığı bir şeye sahipsem.. O zaman da ucube mi olurum?

Benim mutlu olmamı istemeyen insanlar neden mutlular? Veya neden mutlu takılıyorlar? Beni neden yok sayıyorlar? Kendi ailem bile neden benden korkmuş ve beni öylece gözden çıkarmış? O kadar korkunç muyum? Tek kusurum anne karnındaki gelişimsel dönemde oluşan kuyruğumu kaybetmemiş olduğumdur.. Bunun dışında sahip olduğum yeteneklerimle neden övünemiyordum? Neden hep saklanmak zorundaydım?

Bir keresinde ilk defa bir arkadaşım olduğunu düşündüğümde ona sırrımdan bahsetmiştim. Normalde kuyruğumu giydiğim bol kıyafetlerin arasında kamufle edebiliyordum. Ancak eğer istersem onu serbest bırakabiliyor ve ışıl ışıl parlayan göz kamaştırıcı bir görsel şölene dönüştürebiliyordum.. 8 yaşlarındaydım.. Engelli çocukların bakıldığı bir bakımevinde yaşadığım dönemlerdi.. Engelli miydim? Bilmiyorum toplumun bana dayattığı bilgi bu yöndeydi ve ben çocuk aklımla bunu kabullenmiştim.. Arkadaşımın tek kusuru nasıl bende fazladan bir organ vardıysa onda eksikti.. Bacağı yoktu doğuştan.. Ama elleriyle ortaya çıkardığı şaheserler akıllara durgunluk verirdi. Hem resim hem de oyun hamurlarından heykeller  yapabiliyordu.. Yani engelliydi! Bunu kimsenin önemsediğini hatırlamıyorum.. Sonuçta engelliydi işte eksikti diğer insanlardan ya da fazla farketmez.. İnsanlar kendilerine benzemediğinizi farkettiklerinde çok acımasız olabilirlerdi. Bunu 8 yaşındayken bilmiyor olabilirdim ama şimdi biliyordum..

İşte bacağı eksik yeteneği katlarca fazla olan o arkadaşıma bir gün “Sana bir şey göstermek istiyorum.. Ama bu büyük bir sır.. Eğer saklayabilirsen seninle sonsuza kadar arkadaş kalabiliriz.. Hem belki gördüğün şeyi çizmek istersin”

Gözleri sevinçten kocaman olmuş o sevimli yüzlü kıza sanki bu söylediklerim umut olmuştu. Neden bilmiyorum ama onun kocaman yürekli ve diğerlerinden üstün biri olduğunu sanıyordum..
Akşam herkes yataklarına çekildiğinde usulca yatağımdan kalkarak onun yanına gittim ve hadi benimle gel dedim. Heyecanla bahçeye çıktık. Çok dikkatli davranıyorduk.. Sonra binanın arkasındaki gizli bahçeye geçtiğimizde bol yıldızlı karanlık huzurlu geceyi farkettim.. Ayın ışığı üzerime vuruyordu. Dolunay vardı.

Ona “Burada bekle” dedim ve karşısına geçtim.


Üzerimdeki bol kazağımı çıkardım ve yıllardan sonra belki ilk defa kuyruğumu serbest bırakmanın özgürlüğünü yaşadım.. Ayın ışığı altında parıltılar etrafa saçılıyor içimdeki huzur hissi büyüdükçe büyüyordu.. Bembeyaz kuyruğum serbest kalmış ay ışığında dans ediyordu. O benim parçamdı evet.. İnsan eğer var ise ellerini veya ayaklarını diğerlerinden saklayabilir miydi? Peki ben neden saklanmak zorundaydım? Neden engelliydim? Bu bir engel miydi? 
O an çocuk aklımla bunları düşünebilmiştim. 

Ama tam o sırada çığlık ve karmaşa sesleri duydum. Binaya döndüğümde bir sürü çocuğun pencereden bana baktığını gördüm.

Devam edecek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder