Hayatın neresindeydim…
Hep istediğim ancak her zaman
başkalarının sahip olduğu şeylerin ardından baktığım yerdeydim bazen… Zaman
eskiden olduğu gibi yavaş değildi artık… Hüzün daha derin, mutluluk daha
ütopik, neşe çok daha uzaktı günlerimden… Hiçbir yerde huzur bulmuyor, hiçbir
şeyden mutluluk duyamıyordum. Hayata hep şüpheyle yaklaştığım yerdeydim… Gözyaşlarına
dönüşen keşkelerimin yastığımı ıslattığı yerde bazen de… Hayatı daha fazla
sorguladığım, her şeye anlam yüklemeye çalıştığım yerdeydim… Korkularımın büyüdüğü
büyük bir alemde sıkışıp kalmıştım. Beklediğim şeyin ne olduğunu bilmeden oradan oraya sürüklendiğim, fırtınaya kapılmış amaçsız bir şeye dönüştüğüm yerdeydim.
Ruhumu iyileştirmek zorunda olduğumu bildiğim ama elimden bir şeyin gelmediği
derinlikteydim…
Elimde, yetinebileceğim kadar
anıyla yoluma devam etmek zorunda olduğum gerçeği her an kalbime saplanıyor
beni huzursuz etmeye yetiyordu. Bazı şeylere kendi ellerimle neden olduğum
gerçeği ise cabasıydı. Bugün burada olduğum kadar kolaydı buradan ayrılmak…
Anlıktı yaşamak… O son güne kadar sırtımda taşıyacağım yüklerle,
pişmanlıklarla, geç kalmışlıklar veya yanlış seçimlerle dost olmak zorundaydım…
Neden sadece o an arzu ettiğim şeyleri yapmamıştım…
Şimdi kaybettiklerimin ardından
öylece bakmakla yükümlü olduğum yerindeyim hayatımın…
İçimdeki karanlık tarafı
keşfettiğim ve onu tanımaya çalıştığım yerdeyim… Hep övündüğüm erdem sandığım
özelliklerimi küçümsemeye başladığım yerindeyim yaşamın… En derindeyim… Kayıbım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder